E-POSTA :
WEB :



Bir Amasra yazısı......

Öğleden sonra Amasraya’ya doğru yola çıktığımızda saatlerimiz dördü gösteriyordu. 1-2 saatlik bir yolumuz vardı. Hava sıcak mı sıcak, Ağustos ayın ortası.. Anadolu'nun bozkırlarında ilerliyoruz.. Dik ve virajlı bir yoldan inerken bu kötü yoldan bir an önce kurtulmak istiyorum. Araçta klima olmasına rağmen, sıcak havalarda uzun saatler araç kullanmak bana sıkıntı ve huzursuzluk veriyor. Bir saat sonra düzlük bir ova içinde ilerleyince rahatladım. Asfalt yolun iki tarafı da çınar ve ardıç ağaçlarıyla kaplı. Ağaçların dalları karşılıklı olarak sanki birbirine kavuşmak istercesine ellerini uzatıp, yolun üstünü örterek, hem gölgelik hem de görsel bir ziyafet sunuyor bize. Sanki ünlü bir ressamın tablosunun içinde yolculuk yapıyoruz. Yol kenarında durup resim çekilmek istiyoruz ki; az ilerde bir fotoğrafçının gelin -damat dış mekân çekimleri yaptığını görünce ne kadar isabetli karar verdiğimizi anlıyoruz.

İç Anadolu'nun tipik iklim ve coğrafyası üzerindeki yolculuğumuzun sona erdiğini, tepelerden Karadeniz’i gördüğümüzde anlıyoruz. Ana yoldaki tünelden çıkınca ayaklarımızın altındaki Amasra'nın güzelliğini seyrede seydere de otelimize yerleşiyoruz.Otelden çıkarken Resepsiyondaki görevliden Amasra hakkında kısa bir bilgi alıp, sokakları turlamaya başlıyoruz. Tüm Sokaklar sahile iniyor ve henüz akşam olmadığı için insanlar denizde. Deniz temizdi, ama kıyının çamur gibi olmasına bir anlam veremedim. Ortalık kalabalık, Biz Kaleye doğru yürüyor ve çarşının içinden geçiyoruz. Genç yaşta trafik kasında ölen ses sanatçısı Barış Akarsu’nun Amasralı olması sebebiyle sahile bir heykelini koymuşlar. Kaleye doğru biraz ilerledikçe deniz kıyısına sıfır balık restoranlar gözüme çarpıyor. Kaleden önce tarihi Kemere köprüsüne vardığımızda,kale surları bizi karşılıyor. Denizi ortadan ikiye bölmüş, tarihi köprü üzerinde selfi çekilen çekilene. Ortam tarih kokuyor. Köprünün kale surların hemen dibinde olması ayrı bir güzellik. Biz Yukarılara doğru tırmanıp, bir çay bahçesinde mola veriyoruz. Uçurum kenarındaki bu çay bahçesinden; plaj ve tavşan adası manzarasına karşı soğuk meyveli sodamızı yudumlayıp, 200 metre yukarıdaki görülmesi gereken Boztepe’ye yürüyoruz. Taş ve topraktan oluşan dik bayıra çıkarken yoruluyor, terliyor ama vazgeçmeyip zirveye vardığımızda, çevreyi kuş bakışı izleyip ” buna değer” diyoruz. Bir yanımız uçsuz bucaksız masmavi Karadeniz, bir yanımız yamaçlara serpilmiş güzel Amasra. Mavinin, Yeşile yaslandığı Amasra’nın bütün güzelliğini, tarihi fenerin yanından doya doya seyrediyoruz. Karadeniz’in hırçın kokan rüzgârları yüzümüzü yalarken, diğer yandan zirveye yükselen güneş, artık sahile inme vaktinin geldiğini hatırlatıyor, bize. Amasra Belediyesi Dergisini hazırlayan Vacit Çelik “ Mutlaka Karadeniz pidecisine gidip yöreye has nefis tereyağlı Amasra pidesini yeğin “ diyor. Abimizin önerisini dikkate alıyor, Boztepe’den hoşnut ayrılıyoruz. Artık dönme vakti. Amasra çıkışından, Devrek, Mengen yoluyla evimize kavuşuyoruz. Sağlıcakla kalın..

 



 
Fiber Ticaret ile E-TİCARETE giriş yapın

Fiber Ticaret ile E-TİCARETE giriş yapın

Türkiye'nin en kapsamlı E-ticaret sistemine sahip olun

FIRSAT DETAYI
%30 İndirim Fırsatı
Kocaeli Bilişim'den Kampanya

Kocaeli Bilişim'den Kampanya

Kocaeli Bilişim Webkobi Hazır Web Sitesi ürünlerine Karamürsel Aktif Haber aracılığıyla ulaşan herkes indirim kazanıyor

FIRSAT DETAYI
%30 İndirim Fırsatı